woensdag 28 december 2011

Yeni yila dogru tralalalaa

Birkac gundur babaannemlerde yasiyorum. Tek bir gun kalmak icin geldim buraya ama gitmek bilmiyorum, yerlestim dedemlerin evine resmen, oh. Burda nasil bir huzur icindeyim anlatamam. Butun huzur, sessizlik, sakinlik, tatilimsi bir sey isteyenlere tavsiye edebilirim boyle bir kacamagi.

Babaannem ve dedem kendi hallerinde, bana gore daha yaslilar grubuna bile girmeyen emekliler. Gencken isci olarak Hollanda'ya gelmisler. Boyle tipik Turkiye hasretiyle yasayan gurbetci babaannem ve dedem var. Gencliklerinde cok sey cekmisler buraya geldiklerinde. Biz ucuncu nesil icin her sey tabii daha kolay, iki dille egitildik, cogumuz (dikkat hepimiz degil) bir sekilde hem Turk hem Hollandali olmayi basariyoruz, Hollanda'ya uyum saglayarak Turk de kalabiliyoruz fakat bu birinci nesil icin her sey cok daha zor. Zaten babaannem ve dedem koyden gelmis insanlar, kucumsemiyorum tabii ama fazla bir okumusluklari yazmisliklari yok cogu birinci nesil gurbetciler gibi. Onlar icin her sey bin kat daha zor.

Dedemler kendi hallerinde sabah kalkip kahvaltilarini yapip sabah programlarini izliyorlar, ogle olunca evlenme programlari ve Oktay ustanin yemek programi basliyor. Bir ona bir buna zapliyorlar, arada bir namaz kiliyorlar, kendi kendine evlenme programina cikanlari elestiriyorlar. Sonra aksama dogru yemek yapiyorlar ve ana haber bulteni basliyor. Her habere bir yorum yapiyorlar, bir devlet islerine burunlarini sokuyorlar, sonra bir yerde yangin cikmis diye uzuluyorlar, agliyorlar ve diziler basliyor. Dizileri izlerken dedem durmadan yorum yapiyor. Dedem dizileri oyle ciddiye aliyor ki, bazen oyunculara sinirlenip kalkip yukari odasina cikiyor. Mesela dizide bir kiz ''n'ooluur beni birakma askiim'' diyerek agliyor sizliyor ve dedem o sirada aynen soyle diyor: ''kizim ben sana demedim mi o heriften adam olmaaz, bosuna zirlama.'' Dedemle dizi izlerken gulmemek elde degil, bir de dizi dandiko bir Turk dizisiyse, tamam komedi basliyor. Dizi izlenirken meyve yiyoruz bir de. Ortam cok sen yani, mis mis. 

Benim de icimde aslinda boyle ev kizi bir tip varmis herhalde, kendimi mi buldum ne? Yok yok, gecici bu, bir noktadan sonra bu da sikar, ama birkac gunlugune bu sekilde yasamak oh mis cok guzeldi, tatil gibi geldi valla, keyfim yerinde. Boyle de 2012’ye girecegim insallah, tralalala, mutluyum byebye.

donderdag 22 december 2011

Hayal dunyam

Iste efendim, bu da benim hayal dunyam. Boyle bir evim olsun, bir de dunyalar iyisi sadik durust falan filan bir kocam olsun, bir de bebelerim olsun, boyle mutlu mesut yasayalim. Bu kadar. Cok mu?

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

maandag 19 december 2011

Kitap ve Kerametleri

Birkac saat once twitter'den erkekleri nasil eleyip cocuklarima baba adayi cikarttigimin methodunu paylastim. Yani ciddi bir sey degildi aslinda, makara olsun diye twitcanima anlattigim oylesine bir seydi ama ciddi ciddi yorumlar alinca hop dedim, noluyoruz falan.
Zaten twitter'e yazdiklarimin %90'i uydurmasyon. Sizde de oyle, yalan mi? Cogumuz bazen biraz da eski manitayi yaniltmak icin atmiyor muyuz bin turlu sey? Mesela bir kiz ''aaay cok harika bir gun gecirdim, canimsin benim'' tavrinda bir twit attiysa, bilin ki yalan bu, tamamen bir yerinden uydurmustur. Eski manitaya ''bak baskasini buldum bile hahaayt'' demenin modern sekli sadece, hic birbirimizi kandirmayalim, bu boyle. Eskiden msn nicklerimizle yapmiyor muyduk aynisini? Hepimiz eski manitamizi catlatmak icin elimizden geleni yapiyoruz iste. Insanin dogasinda var bu, napcan?

Basima gelen ve bu olayla bir sonuca varip twitter'de paylastigim iki uc cumle soyle:

-Bir erkege kitap hediye ettiginizde koskoca bir ayda bitiremiyorsa hediyenizi, o an siktir edeceksiniz adami. Ondan bir bok olmaz.
-Sadece birkac saatte bitiriyorsa, kulu kolesi kopegi olacaksiniz. Bunu yeni ogrendim. Her gun bir sey ogreniyorum.
-Ha bir de, her erkege ayni kitabi alacaksiniz ve yapilan yorumlarin kalitesine gore cocuklariniza baba sececeksiniz. Cok basit lan.

Bunun gibi binlerce kez pasa gonlum istedigi icin bir seyler yazmisimdir twitcanima. Kac takipcim var da kim okuyacak deyip uzun uzun sacmaladigimi bilirim mesela. Benim oyle insanlar ne dusunur hakkimda tarzi dusuncelerim twitter'de olmuyor, hos twitter disinda da olmuyor. Twitter'le sanki serbest bir alan acmislar hayatimiza, icinden geleni yaz, dok icini, kendi kendine konus, kimse sizofren demiyor sana, bak bana.
''Peki aski da kitap gibi kisa zamanda bitirirse'' tarzi sorular yagdi bu cumlelerimden sonra. (ofpuflama sesi) Aski, kitabi bitirme suresi kadar kisa bir surede bitirenin tek bir kitaplik yuregi vardir diyerek ortaligin amina koymak istiyorum o zaman... Ay affedersiniz, ben ne zaman boyle ivraancc konusmaya basladim ben de bilmiyorum. Boyle biri degildim aslinda ben. Hep okul yuzunden, agzimi bozdu sinavlar. Butun suc sinavlarin, butun suc bu sistemin, o zaman fuck the system ya kenksss deyip hepimiz aykiri ergen oluyoruz, taham mi?

Twitlerimi fazla ciddiye almayin, bu da yazimin sonu.

Not: yazinin basligini koyan biricik kankam Cemo'ma tesekkurlerimi borc bilirim.