vrijdag 10 juni 2011

Hayallerimdeki ev gibi..

Bu aralar en cok begendigim moda tasarimcilarindan biri Esther Perbandt. Alman bir tasarimciymis. Cok unlu degil markasi daha ama eminim bir kac sezon sonra herkes bu markadan bahsedecek.

Bu tasarimcinin Berlin'deki evini ve ayni zamanda atolyesini nette bir blogda gordum. Ilka von Torok, cok sevdigim bir blog. Ic mimari ve ev dekoru paylasimlari yapiyor blogunda. Cok sahane seyler var. Eger ev duzecekseniz, bir goz atin bloga, eminim size de ilham kaynagi olacak.

Esther Perbandt atolyesini ve ayni zamanda evini cok begendim. Tam hayallerimdeki gibi. Minimal + vintage + dogal. Cok seviyorum boyle evleri. Yerler, duvarlar bembeyaz cennet gibi, sonra dogadan birseyler vee vintage ya da eskileri hatirlatan birseyler!

Berlin'deki atolyesi ve evinden bir kac fotograf:

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us


Ve tasarimlari arasinda cok begendim bir fotograf:
Boyle bir canta istiyorum.

Image Hosted by ImageShack.us

Daha fazla Esther Perbandt icin tiktik.

zondag 5 juni 2011

Gala'ya nasil hazirlandim

Sonunda bittiiii!! Universite sinavlari biteli bir hafta oldu. Simdi sonuclari beklemek kaldi sadece. Iki hafta sonra belli olacak sonuclar, bakalim nolacak.. 
Gecen hafta cuma son sinavim vardi. o gun aksam bir de gala gecemiz vardi. Sinava mi hazirlancam, gala gecesine mi hazirlancam iyice sasirdim. Bir de bir suru aksilikler oldu. Ben son sinavimin sabah 9'da oldugunu zannediyordum ama oyle degilmis, bu da butun planlarimi alt ust etti. Sinav 13:30'dan 16:30'a kadarmis. Yani ben eve 17'de gelecem, ve 19:30'da gala icin hazir olacam. Nasil yetisecegimi sasirdim tabi. Onceden her zaman gittigim kuaforde randevu aldim, sacimi yaptirmak icin gidecektim. Bu randevu saat dortte falandi. Sinav dort bucukta bittigi icin gec kalacaktim yani, o yuzden aradim kuaforumu 45 dk sonra gelecegimi soyledim, onlar da sorun olmadigini soylediler. Ben sinavdan cikinca direkt kuafore uctum veeee bana aynen sunu soylediler: ''kusura bakma cok kalabalik, yetistiremicem''. Orda oyle kalakaldim, ne diyecegimi sasirdim. Geri zekali kuafor, ben randevu almisim, oncelik vermen lazim bana, bu ne simdi? Randevu alanlara normalde oncelik verdikleri icin, beklemeye gerek kalmadigi icin randevu almisim ben, ve geri zekalinin dedigine bakin. Bir de bana bekleyenlere sor bakalim sana oncelik verirlerse belki yetistiririm dedi. Ben de bekleyenlere sordum, galam oldugunu soyledim falan vee ''banane ben once geldim'' dedi hepsi. Zaten niye soruyorsam, randevum vardi benim, direkt almasi lazim beni koltuga sacimi yapmak icin. Bir daha o kuafore adimimi atmam, ne saniyorlar kendilerini, beni kapidan gonderdiler randevu aldigim halde, ne demek ''kusura bakma, yetistiremicem''. Manyak misiniz siz? yillardir o kuafore gidiyoruz ailecek artik adimimi atmam oraya, ve beni boyle ektikleri icin adlarini cikarmaz miyim ben? Hair Wishes diye bi yer, Kampen'da. Bana randevum oldugu halde ''kusura bakma yetistiremicem'' diyen kadinin adi da Canan. Musterilerini kovan bir kuafor ne kadar dayanir merak ediyorum, agzim durmaz artik bir de. Beni boyle galama 2 saat kala ekenin bir guzel batiririm ben. 
Sinirlenip bu kuaforden cikinca gittim baska bi kuafore. Orda yapilani da begenmeyince geldim eve hungur hungur aglamaya basladim. Sinavin saatini sasirmam, galama iki saat kala beni yari yolda birakan kuafor, sonra hic biseyi beceremeyen baska bi kuafor. aksilik ustune aksilik. 
Hemen annemi aradim, bi kuafor arkadasini aradi, o hemen sacimi yapmak icin eve geldi sagolsun. Sacimi dalgali dalgali istiyordum, ama onlar kivircik kivircik yapti, ben de duzlestiriciyle o kivirciklari sonradan actim, dalgalansin diye. Biraz ayip oldu onlarin yaptigini bozmak ama ben dalgali istiyordum, kivircik degil, napim yani. Sonuc olarak begenmedim sacimi. Ve biseyi cok iyi anladim, benim sacim yapilmamis dogal cok daha guzel. Bir daha sac yaptirmicam bisey icin. Evlensem bile, dogal sacimla evlencem.
Makyajimi 5 dakkada yaptim. Iyi ki elbisemi, ayakkabilarimi, cantami onceden hazirlayip koymustum yatagin ustune. Bu sac yapmaca, makyaj, ve giyinme bi bucuk saatimi aldi. Onceden iki arkadasimla antika bir mercedes kiralamistik. Onlar beni almaya geldiklerinde daha hazir degildim ben tabi. Onlar biraz beni bekledi. Hazir oldugumda bindik mercedesimize, gittik galanin yapildigi yere. Kirmizi halida bir guzel yuruduk, herkes bize bakti falan, cok acaipti. Bin tane profesyonel fotografci vardi kirmizi halinin etrafinda. Kendimi oscar kirmizi halisinda bir unlu gibi hissettim ;p. yururken arada durup fotografcilara poz veriyorduk falan. Harikaydi yani. O gun olan butun aksilikleri falan unutturdu, cok acaipti. 
O cekilen fotograflara gelince.. Bize onceden okul soylemisti profesyonel fotografcilarin olacagini ve herkesin fotografi cekilecegini falan, yani kimse dandik bir fotograf makinesi getirip de ugrasmasin falan demislerdi. Ben de onun icin hic fotograf cekmedim. Butun gece boyunca 10 000 fotograf cekilmistir belki, ama hic biri yayinlanmadi hala. Okulun sitesinden yayinlanacagini soylemislerdi, ama koymamislar hala. Herkes tabi cok sinirli, benim gibi fotograflari bloguna eklemek isteyenler, face'e eklemek isteyenler falan var herhalde. Galadan hemen sonra post yapmak istedim bloguma ama beklemek zorunda kaldim. O fotograflar once yayinlansin okulun sitesinde, ondan sonra yazarim diye. O yuzden bu kadar gec gala postu hazirladim. 
Fotograflara ulastigim an, fotograflari yeni bir postta paylasirim artik..

Bu da oraya geldigimizde cekilmis bir video. Kirmizi halida yurudugumuz falan pek belli degil maalesef. 
mercedesten son cikan benim, oburleri okuldan en yakin arkadaslarim.


Image Hosted by ImageShack.us

vrijdag 3 juni 2011

Dunyanin en tuhaf mahluku

Akrep gibisin kardeşim, 
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
Serçe gibisin kardeşim, 
serçenin telaşı içindesin. 
Midye gibisin kardeşim, 
midye gibi kapalı, rahat. 
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef. 
Koyun gibisin kardeşim, 
gocuklu celep kaldırınca sopasını 
sürüye katılıverirsin hemen 
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. 
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, 
hani şu derya içre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. 
Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. 
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, 
— demeğe de dilim varmıyor ama — 
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! 


Nazım Hikmet Ran