woensdag 28 december 2011

Yeni yila dogru tralalalaa

Birkac gundur babaannemlerde yasiyorum. Tek bir gun kalmak icin geldim buraya ama gitmek bilmiyorum, yerlestim dedemlerin evine resmen, oh. Burda nasil bir huzur icindeyim anlatamam. Butun huzur, sessizlik, sakinlik, tatilimsi bir sey isteyenlere tavsiye edebilirim boyle bir kacamagi.

Babaannem ve dedem kendi hallerinde, bana gore daha yaslilar grubuna bile girmeyen emekliler. Gencken isci olarak Hollanda'ya gelmisler. Boyle tipik Turkiye hasretiyle yasayan gurbetci babaannem ve dedem var. Gencliklerinde cok sey cekmisler buraya geldiklerinde. Biz ucuncu nesil icin her sey tabii daha kolay, iki dille egitildik, cogumuz (dikkat hepimiz degil) bir sekilde hem Turk hem Hollandali olmayi basariyoruz, Hollanda'ya uyum saglayarak Turk de kalabiliyoruz fakat bu birinci nesil icin her sey cok daha zor. Zaten babaannem ve dedem koyden gelmis insanlar, kucumsemiyorum tabii ama fazla bir okumusluklari yazmisliklari yok cogu birinci nesil gurbetciler gibi. Onlar icin her sey bin kat daha zor.

Dedemler kendi hallerinde sabah kalkip kahvaltilarini yapip sabah programlarini izliyorlar, ogle olunca evlenme programlari ve Oktay ustanin yemek programi basliyor. Bir ona bir buna zapliyorlar, arada bir namaz kiliyorlar, kendi kendine evlenme programina cikanlari elestiriyorlar. Sonra aksama dogru yemek yapiyorlar ve ana haber bulteni basliyor. Her habere bir yorum yapiyorlar, bir devlet islerine burunlarini sokuyorlar, sonra bir yerde yangin cikmis diye uzuluyorlar, agliyorlar ve diziler basliyor. Dizileri izlerken dedem durmadan yorum yapiyor. Dedem dizileri oyle ciddiye aliyor ki, bazen oyunculara sinirlenip kalkip yukari odasina cikiyor. Mesela dizide bir kiz ''n'ooluur beni birakma askiim'' diyerek agliyor sizliyor ve dedem o sirada aynen soyle diyor: ''kizim ben sana demedim mi o heriften adam olmaaz, bosuna zirlama.'' Dedemle dizi izlerken gulmemek elde degil, bir de dizi dandiko bir Turk dizisiyse, tamam komedi basliyor. Dizi izlenirken meyve yiyoruz bir de. Ortam cok sen yani, mis mis. 

Benim de icimde aslinda boyle ev kizi bir tip varmis herhalde, kendimi mi buldum ne? Yok yok, gecici bu, bir noktadan sonra bu da sikar, ama birkac gunlugune bu sekilde yasamak oh mis cok guzeldi, tatil gibi geldi valla, keyfim yerinde. Boyle de 2012’ye girecegim insallah, tralalala, mutluyum byebye.

donderdag 22 december 2011

Hayal dunyam

Iste efendim, bu da benim hayal dunyam. Boyle bir evim olsun, bir de dunyalar iyisi sadik durust falan filan bir kocam olsun, bir de bebelerim olsun, boyle mutlu mesut yasayalim. Bu kadar. Cok mu?

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

maandag 19 december 2011

Kitap ve Kerametleri

Birkac saat once twitter'den erkekleri nasil eleyip cocuklarima baba adayi cikarttigimin methodunu paylastim. Yani ciddi bir sey degildi aslinda, makara olsun diye twitcanima anlattigim oylesine bir seydi ama ciddi ciddi yorumlar alinca hop dedim, noluyoruz falan.
Zaten twitter'e yazdiklarimin %90'i uydurmasyon. Sizde de oyle, yalan mi? Cogumuz bazen biraz da eski manitayi yaniltmak icin atmiyor muyuz bin turlu sey? Mesela bir kiz ''aaay cok harika bir gun gecirdim, canimsin benim'' tavrinda bir twit attiysa, bilin ki yalan bu, tamamen bir yerinden uydurmustur. Eski manitaya ''bak baskasini buldum bile hahaayt'' demenin modern sekli sadece, hic birbirimizi kandirmayalim, bu boyle. Eskiden msn nicklerimizle yapmiyor muyduk aynisini? Hepimiz eski manitamizi catlatmak icin elimizden geleni yapiyoruz iste. Insanin dogasinda var bu, napcan?

Basima gelen ve bu olayla bir sonuca varip twitter'de paylastigim iki uc cumle soyle:

-Bir erkege kitap hediye ettiginizde koskoca bir ayda bitiremiyorsa hediyenizi, o an siktir edeceksiniz adami. Ondan bir bok olmaz.
-Sadece birkac saatte bitiriyorsa, kulu kolesi kopegi olacaksiniz. Bunu yeni ogrendim. Her gun bir sey ogreniyorum.
-Ha bir de, her erkege ayni kitabi alacaksiniz ve yapilan yorumlarin kalitesine gore cocuklariniza baba sececeksiniz. Cok basit lan.

Bunun gibi binlerce kez pasa gonlum istedigi icin bir seyler yazmisimdir twitcanima. Kac takipcim var da kim okuyacak deyip uzun uzun sacmaladigimi bilirim mesela. Benim oyle insanlar ne dusunur hakkimda tarzi dusuncelerim twitter'de olmuyor, hos twitter disinda da olmuyor. Twitter'le sanki serbest bir alan acmislar hayatimiza, icinden geleni yaz, dok icini, kendi kendine konus, kimse sizofren demiyor sana, bak bana.
''Peki aski da kitap gibi kisa zamanda bitirirse'' tarzi sorular yagdi bu cumlelerimden sonra. (ofpuflama sesi) Aski, kitabi bitirme suresi kadar kisa bir surede bitirenin tek bir kitaplik yuregi vardir diyerek ortaligin amina koymak istiyorum o zaman... Ay affedersiniz, ben ne zaman boyle ivraancc konusmaya basladim ben de bilmiyorum. Boyle biri degildim aslinda ben. Hep okul yuzunden, agzimi bozdu sinavlar. Butun suc sinavlarin, butun suc bu sistemin, o zaman fuck the system ya kenksss deyip hepimiz aykiri ergen oluyoruz, taham mi?

Twitlerimi fazla ciddiye almayin, bu da yazimin sonu.

Not: yazinin basligini koyan biricik kankam Cemo'ma tesekkurlerimi borc bilirim.

zondag 13 november 2011

Sinav sinav sinav..

Sonunda. Ilk sinav haftam bitti ve uzerimden kirk kilo yuk kalkmis gibi rahatladim. Nasil bir stress yarabbim bu, bu nasil bir ruh hali. Bu sinav donemleri hep boyle gerizekali bir korkuyla butun sinavlari mahvediyorum ben, gecen yil gibi. Suratimda cikan sivilcelerin haddi hesabi yok. Sac bas perperisan halde sabahlara kadar uc dort saat uykuyla zombi gibi dersin basinda stresslenerek ders calisiyorum. Bir de aglama ataklarim geliyor arada, bir yandan annem bir yandan babam beni sakinlestirip motive etmeye calisiyor, onlara da yazik. ''yapamiicaaam uhuhuhuuuuu'' diyerek elimi basima vurup neden calismaya daha erken baslamadim diye kendimi dovuyorum. Her sinav haftasi ayni, n'olacak benim bu halim? Her seferinde periodlarin baslarinda bu sefer olacak, bu sefer erkencikten baslayacagim, bu sefer son gune hicbir seyi birakmayacagim, bu sefer haftalar oncesinden her sey kafamin en dibinin icinde olacak diye diye basliyorum ve sonuc her donemin sonu sinavlar baslarken ayni. Butun donem boyunca oylesine okula gidip, derslerin konusunu bile bilmeyip derslere girip girip cikiyorum, bir gram ders calismiyorum ve son hafta affedersiniz götüm tutusuyor ve stressli aglamakli gunler basliyor.

Evden cikip otobus duragina giderken bin tane terim ve formul kafamin etrafinda dolaniyor. Her seyi hatirliyor ama ne neydi neyle ilgiliydi unutuyorum ve iyice bir panige giriyorum. Otobuste evde yaptigim ozetlere biraz bakiyorum. Her sey yolunda sinavi bombalayacagim, super zekiyim, cok iyi calistim, akilli kizim, her sey kafamda, beyin bedava diye diye okula gidiyorum. Kim calismis kim calismamis, kim kacta uyumus, uyumus mu, herkesi bir dinliyor ve sinav lokaline giriyorum. Sinav kagitleri dagitilmaya basliyor ve icim daraliyor, kalbim sikisiyor, icimden uc kulfu bir elhami uc kez tekrarliyorum. Cisim geldi saniyorum ama cis degil biliyorum, karnim agrimaya basliyor, dizlerim titriyor, kalemi sikica tutuyorum, besmelemi cekip ilk soruyu okuyorum. Nefesim bir anda kesiliyor, boguluyorum saniyorum...

Tek calismaya gec basladigim derslerde yasanmiyor bu stress. Vakitlice baslayip cok iyi calistigim sinavlarda daha da stressleniyorum, cunku bu sinavlarda calisip yapamama korkusu oluyor bir de, potansiyel performansimin altinda kalma korkusu icimi yiyip bitiriyor. 
Yine bu donem iyi baslayacagim derken kotu bir baslangic yaptim galiba, ama bu sefer boyle olmayacak. Gelecek period cok iyi calisacagim. Her seferinde oyle diyorum biliyorum, bu lafi seksensekibindortyuzyetmisbirmilyonyediyuzellialtibinucyuzdoksanbir kez soylemisimdir ama bu sefer cok cok ciddiyim, bu sefer ayri, bu sefer bambaska. Her gun dersler bittiginde okulda kalip ders calisacagim en az iki saat. Gorursunuz, aha buraya yaziyorum, aha yazdim gitti. Yarin pazartesi ve basliyor yeni dersler. Calismazsam kafamin etini yiyin, dovun beni, kufredin, acimayin bana. Burda butun okuyucularimin huzurunda Alla’ma soz veriyorum, ultramegasuper cok calisacagim Alla’m..
Hadi baalim, zor yorucu gunler beni bekliyor, gazam mubarek olsun. Allaa’m sen beni utandirma. Bismillahirrahmanirrahim. 

zondag 30 oktober 2011

Sap'ligimin sebebi..


Dun gece ben ve bir arkadasim yine sap sap niye bu kadar sap oldugumu dusunerek saplar muhabbeti ediyoruz hep yaptigimiz gibi. O da benim gibi dertli ama benim kadar degil.

Sap kalma sorunumu yine kendimde aramaya basliyorum. ''Acaba sorun bende mi?'' diyorum oyle kendime.
Tamam dunyalar guzeli degilim, ama elime yuzume de bakilir, en azindan temiz yagtalanmamis dalgali sacim var benim. Oyle kendine guveni yer altinda olan kizlar gibi suratima fondotenle her sabah maske yapmiyorum. Bir fondotenim var yillardir bitmek bilmiyor, o kadar az kullaniyorum yani. Suratimda akne ya da izler yok anlamina gelmiyor bu tabii. Var, olmaz olur mu, ama ben o sivilcelerimi ve buyuk dolu gozeneklerimi uc katli turuncu fondoten surata yine de tercih ederim. O dolu gozeneklerimin de suratimda bir durusu var herhalde. Bir seyler anlatiyorlar belki halla hallaa. Turuncu surat ne anlatabilir ki?

Manken gibi bir fizigim yok ama balina gibi de degilim. Az biraz yaglanmis bir gobisim var, bir de birazcik kalin olan bacaklarim. Meme konusunda cok sukur problem yok, kimsenin sahip olamadigi memelottileri tanri bana vermis, sagolsun. Narin ayaklarim ama okuz toynagi gibi ellerim var. Igrenc bir buruna sahibim, ama ust dislerim yamuk yumuk degil. Giderim var yani.
Ic guzellik derseniz, yalanim dolanim arada olabilir ama bunun da bir sebebi vardir hep. Iyi niyetle yalan soylemek gibi bir huy. Bazen iyi niyetli olsa da yalan oldugu icin kiziyorum kendime ama napayim iste, huy, can cikmayinca huy cikmaz arkadas!

Bircok kizdan akilli, bircok kizdan zekiyimdir. Kendimi su Hollanda'nin turk kizlariyla karsilastirip, ''ben bunlardan degilim'' kompleksine girip herkesi alt seviyeden gordugum icin degil, oyle zannedilse de cogu zaman. Bircok kizdan akilli ve zeki olmam demek, baya akilliyim demektir herhalde, hallaa hallaaa, cok cok akilliyim yaa. Zeka derseniz, benden fiskiriyor. Oyle iste. Bu kadar ustun bir zekaya sahibim ama yine de sap'im.. Evet sarkazm icerip icermedigine siz karar verin.
Tabii efenim zevkler tartisilmaz blablabla, ciks tartisilir, bu ''zevkler tartisilmaz'' klisesini gecersiz yapan bazi insanlarin ''sanatci'' diyerek podyuma cikarttigi cakma Lady Gaga'lari dinlemiyorum. Demet Akalin, Hande Yener dinlemeyisim, Cezmi Ersoz kitaplari okumamam zevksiz olmadigimin kaniti. Bakin size belgelerle geliyorum, ehu ehu. Cok sukur last.fm diye bir sey var, ama tabii Serdar Ortac dinleyip last.fm'e Radiohead yazdiran akilli mallar da var, yok degil. Moda konusunda da yine cok iddialiyimdir. Boyle iste, zevkli bir kariyim, cok iyiyim ben. Benden iyisini nerden bulacaklar ki? Sorun bende olabilir mi? Olamaz tabii ki.

O zaman sorun nerede? Karsi tarafta olabilir mi? Hah bir de karsi tarafa bakalim..

Ben sizi bilmem, ama ben kendimi bildim bileli Hollandali erkeklerden hoslanmiyorum, hoslanamiyorum. Neden bilmiyorum ama cok itici geliyorlar. Konusmalari, dusunce tarzlari, yasam tarzlari her seye kil oluyorum abi. Bir de Turkce konusamadiklari icin bu herhalde. Sanki beni anlamayacaklarmis gibi bir hisse kapiliyorum. Hollandacam bircok Hollandalinin Hollandacasindan iyi olsa da ask mesk olaylarinda kendimi ifade edemeyecegimden korkuyorum gibi bir sey. Belki de kafamda hep bir turk ailesi kurdugum icin onlari direkt eliyorum. Belki yaptigim cok yanlis. Belki kucuklugumde bir travma yasadim. Amaan, simdilik salliyorum bu Hollandali manitalari. En son kiz kurusu diye dedikodular cikarsa hakkimda belki Hollandali bir manita dusunebilirim, ama tabii bu en son opsiyon.

Diger yabancilari da Hollandalilar gibi eleyip Turklere gecelim biz. Bu turk erkeklerini kategorize edecek olsaydim, kaba bir sekilde soyle ederdim.

1. Artik nasil adlandirirsiniz bilmiyorum. Bazilarimiz kiro, apaci der, bazilarimiz gurbetci stayla ya da baska bir ad, ne dersen de farketmiyor benim icin. Bu tur erkeklerin ciddi ciddi maymunlardan falan geldigini dusunuyorum. Insan olarak goremiyorum bunlari. Sanki maymun ve insan ciftlesmis de boyle bir sey cikmis ortaya. Evet evet, oyle karisik evrim teorilerine gerek yok, boyle olmustur kesin. Yazik, bir turlu ergenlikten cikamayan tipler bunlar. Hep bir kimlik bunalimi yasarlar. Hiphop'tan rock'a atlarlar, sonracigima arabesk takilir ve aniden devrimci mars da soyleyebilirler ya da ilahi dinleyerek Allah Allah derler ve hop DJ olurlar. Soyledikleri her cumlede, yaptiklari her harekette gozlerimi soyle bir yuvarlayasim gelir, onlarin yerine ben girerim yerin dibine. Egitim seviyeleri dusuktur, genelde meslek liselerinde surunurler, ama tabii bu yuksek okullarda ve universitelerde olmadiklari anlamina gelmiyor, hatta son gunlerde bunun egitim seviyesiyle hicbir alakasi olmadigini dusunmeye basladim. Bir universite bitirmis erkek bile kimlik bunalimlari yasabiliyormus, evet dikkat tecrube konusuyor. Velev ki ibneyiz diyenleri ayri bir ulkeye atmak yerine bu dangolozlara ayri bir ulke yapilsa cok iyi olacak. Hepsini oraya def ederdik ve bedavadan duckface'ci kizlarimizi da hoppidi gonderirdik. Nasil, guzel fikir degil mi? Neyse fazla soz etmeye gerek yok bu tiplerden, herkes az cok biliyor bunlari ve iyi ki de gun gectikce azaliyor bu tipler ya da cogaliyor mu desem, bilemiyorum ya. Kendileriyle nasil dalga gecildigini yavas yavas anlamaya basladiklari icin kendilerine ceki duzen vermeye basladilar sanirsam. Buna da sukretmek lazim diyeceksiniz ama hayir, bknz 2.

2. Ustte bahsettigim tip erkeklerin cogu dedigim gibi yavas yavas insanlarin nasil onlardan utandiklarini, yuzlerinin kizardigini anlamaya baslamasiyla kendilerine ceki duzen verdikerini soyledim. Ha iste, o dedigim ceki duzeni verdiklerini gostermeye cabalayan erkeklere acaip sinir oluyorum. Bunlar da ayri bir mal. Aslinda bunlarin 1'de anlattigimla hicbir farki yoktur, yalniz bunlar dalga konusu olmak istemedikleri icin, 1 degilmis gibi ya da farkliymis gibi davranirlar. Iste Hollanda'da da su son yillarda 1'den 2'ye acaip bir kayma oldu.  Bunun en buyuk sebeplerinden bir tanesinin sosyal medya oldugunu dusunuyorum. Bu 2 numarada, 1'de bahsettigim butun ozellikler vardir, hatta bu 2 numaraya daha cok kil oluyorum, cunku bunlar bir seyin farkindalar ve sacma salak bir begenilme cabasindalar. 1 numara yine saftirik saftirik masumca salakti da bu 2 numara sinsi salak olmus oluyor herhalde, bir de bir zamanlar olduklari 1 numarayla dalga gecerler, onlardan neredeyse hicbir farklari olmadiklari halde. Bu yuzden allaa'm n’olur saftirik apaci olsun boyle karaktersiz olmasin diye dua eder oldum. Bu tiplerin de bin turlusu vardir. Mesela bir yuksek okulda ya da universitede okuyup bunu oyle soylemek gibi bir tip var. Tamam anliyorum hayatim, okuyorsun, adam olacaksin, anladik, tamam guzel, ikide bir soylemene gerek yok. ''Bak ben o salaklardan degilim'' demene gerek yok, kimin salak olduguna ben karar veriyorum. Neyse sonra bazilari da Zeki Muren falan dinlemeye baslar. Turk halk muzigine gonul verir, eski sarkilar dinler ve yine 1'den farkli olma cabasindadir aslinda. Hic ozunde olmasini bilmez. Genelde 1'den farkli olim, yani hobilerim olsun, hayatim renkli gozuksun diye sacma sapan hobilere baslar, ornegin fotografcilik. Fotografi sanatina gonul verip bir profesyonel makine alip her otun bokun fotografini ceker. Bazilari bir de politik bir partinin uyesi olup cikar. Zannedersin politikaci, o tarz konusmaya baslar. Bunlarin hepsinin sebebi yine 1'den farkli gozukebilmek. Bazilari eline kalem alip yazmaya baslar, beceremese de, 'ben yaziyorum'dur adi. Ne yaziyorsun diye sordugunuzda, ''iste oyle politik, gundem'' falandir kesin cevabi. Dunyayi onlar kurtaracakmis gibi her seye yorum yaparlar, her bir sey hakkinda bir fikirleri vardir, yoksa da o an hemen alakasiz konulara baglar bir fikir uretirler. Tartismaya falan giremezsiniz bu tur insanlarla, tartisirken haksiz olduklarinda bagirabilirler ya da siddet bile kullanabilir bunlar, aman diyim. Ben bunlara kicimla gulmekten baska n’apabilirim? Bu kadar yapmaciliga ne gerek var ki? Bu saydiklarim hepsinde var demiyorum, ama cogunda en azindan uc dort tanesi bulunuyor, bu kesin. Bazilari is kurup hem okuyordur ve isinden bahsedip durur. Ne kadar basarili oldugundan, genc yasta kendi isini kurdugunda falan bahseder bir is adami edasiyla. Tamam genel olarak idealleri olan bir grup bu, fakat bu idealler hakkinda idiotca konusmayi bir biraksalar diyorum. Yapmacik yapmacik, kendilerini 1 numaradan farkli gormeye cabalamasalar diyorum, cunku gercekten komik bir duruma dusuyorlar ve ben her seferinde, aha galiba O'nu buldum dedigimde karsima boyle ezik bir kisilik cikiyor. Iki cift laf konusamazsiniz bunlarla, genel kultur dedigimiz hep bir noktadir. Kendini dinci sanip alkole karsi olurlar bazilari, ama belleri her haftasonu calisir. Ya da evlilikten once sekse karsi olup oral seksi normal gormek gibi ergen dusuncelerine sahiptirler, kisacasi kisilik bozukluklari yasarlar. Bazilari hemen belli eder bu ezikligini, bazilari birkac haftada belli eder. Bir insan ne kadar saklayabilir ki zaten gercek yuzunu? Ne kadar oyun oynabilir ki? ''Bi' siktir git'' dedirtirler ve size raki sofranizi kurdururlar ve sen sove sove kusarsin ne varsa icince, yani sonuc yine husrandir bu moronlarla.

3. Bu erkeklerin genelde kisiligi oturmustur. Ne yaptiklarini, ne ettiklerini bilirler. Yasca da buyukturler. Oyle 2 numaradan 3 numaraya terfi etmek gibi bir sey yoktur. Zaten travmasiz guzel genclik yillari yasamislardir bunlar. Bu erkekler bir azinlik oldugu icin oyle her zaman karsiniza cikmaz. Hollanda'da en fazla 25-50 tane bulunmaktadir. Bu en fazla 50 erkek de Turk kizlarindan sikayetci olup Turk kizlarindan iyice sogmustur, haklilardir da bi' bakimdan. Genelde entellektuel takilirlar. Hollandali bir kizla evlenebilirler ya da beraber yasarlar. Kendilerini Hollanda'daki Turk toplumundan gormezler. Salak Turkler'in embesilliklerinin farkindalardir ve urkekce yuvasina cekilirler. Hollandali bir cevre yapip elit Turk ayagina girerler. Bunlarla yine iki cift laf konusulur belki ama zaten Hollanda'daki Turk toplumundan uzaklastiklari icin bana gore bunlarda da hayir yoktur. Ve en acisi ne biliyor musunuz? Bu insanlar haklidir burdaki toplumdan uzaklasmakla..

Evet degerli okuyucularim, simdi anladiniz degil mi neden bu ulkede sap gibi ortada kaldigimi? Heh burdan bir guzel single'im mesajimi da vermis oldum, daha mi acik konusayim?

Dagilin

zondag 16 oktober 2011

10. yil marsli ''moda defilesi''

Dun gece anne baskisiyla bir ''kadinlar matinesine'' katildim, öhöm öhöm. Kabus bir gece yasadik. Bu kadinlar matinesi dedikleri sacma organizasyonlara omrumde hic katilmamistim. Ilk defa annem sen de geleceksin diye israr etti ve beni bir guzel susledi pusledi. ''Ne icin susleniyoruz anne, erkek olacak mi orda'' diye sormadim tabii anneme, neyse dedim gonlunu kirmayalim, evde tek basima bir sise sarap acip kendi kendime oturup ne sacma hayatim oldugunu dusunup depresyonlara girmekten iyi olabilecegini dusundum ve ustume bir seyler giyip, biraz da makyaj yapip indim asaga. Kizlarin hepsi topuklu giyiyormus, annem oyle diyor, beni de topuklu giymek icin zorladi tabii ama ben bir erkek bile bulunmadigi, her seyin yeme icme ve gobek atma oldugu sikici bir ortamda bir de topuklularin ayagama vurup butun geceyi daha da bir iskence haline getirmesine izin veremezdim. Oxford pabuclarimi giydim, bir de cantama bir kitap attim, cok sikilirsam masalarin altinda gizli gizli kitap okurum diye dusundum.

Aslinda biraz da merak ediyordum bu geceyi, cunku bu kadinlar matinesi tur organizasyonlar hakkinda cok sakalar, espriler falan yapiliyor ama ben hic gitmedigim icin nasil bir ortam bilmiyorum. Gittim gordum. Guzel bir tecrube oldu. Iceri girdigimizde yari ciplak kadinlara rastladim. Butun carsafli marsafli kadinlar erkek yok diye soyunmus ve pavyon kadinlarinin giydigi elbiselerden giymis. Hemen giriste ceyizlik blabla esyalari satiliyordu, tabii benim annemin her zamanki gibi bu malzemeleri gorunce gozu dondu. Hemen kosusturdu oraya ve ne var ne yok topladi aldi kadin. Hepsi benim ceyizime, kahretsin! ''Anne sakin ol, yok gerek yok, anne saldirma'' dedim dedim, kadini sakinlestiremedim. Ben elindekileri alip geri yerine koydukca, o daha da bir saldirmaya basladi sacma salak gereksiz seylere. Icimden oturup aglamak geldi, sestenemedim. Kadinlarin yaptigi el isleri cok hosuma gidiyor. Hepsi el emegi goz nuru, anliyorum, annemin de hosuna gidiyor ama her gorulen sey de ceyizlik diye alinmaz ki. Sanata ilgimden dolayi bakip seyretmesi gercekten cok keyif verici, yalniz bunu toplayip toplayip sandiklarda biriktirmek, ciks. Ben de seviyorum ve saygi duyuyorum bu kadinlarin emeklerine, ama daha farkli bir sekilde ve bunu annem veya annem gibi dusunenler hicbir zaman anlayamayacak. Anlamalarini da beklemiyorum gerci. Onlar da kendilerine gore hakli. 

Giriste ilk once bu ceyizlik malzemelerini topladigimiz icin hemen yer bulup oturmadik yerimize. Keske once yerimizi ayarlasaydik, cunku ayakta kaldim annemin ceyizci kadinlarla yaptigi alisveris bitene kadar. Bir ara annemgili kaybettim, aradim aradim bulamadim. Cocuk gibi arkasindan kosusturuyorum oyle, nereye kayboldu bu yine? Ara ara, en sonunda buldum halamgili ama annem yoktu. Halam annemin oynadigini soyledi ve bir sok gecirdim. N’oluyor lan? Anne ne isin var senin piste? Otur oturdugun yerde! N'apiyon anne? Ne icirdiler sana anne? Anne?!

Turkce Hollandaca karisimi salak bir dil konusan bir DJ (''Yuzde 25 procent'' dedi! Hem yuzde, hem procent, ilginc degil mi?), moda defilesine gececeklerini anons etti. Moda, hmm. Benim ilgi alanima girdiginden iyice merak ettim hava limaninda verilen anonslar gibi DJ’in moda defilesi anonsundan sonra. Ve moda defilesi basliyor. Coluk cocuk bize podyum dedikleri dans pistinde birbirini kovaliyor. O sirada ilk siritan mankenimiz yurumeye basliyor. Evet dunyadaki ilk siritan mankenlerle tarihe gectiniz. Kizlarin yuzunde bir utanc siritmasi var. Bunu gorunce aglamak istedim, kendimi zor tuttum ve o an geldi: Harika Turkce'siyle DJ'imiz mankenlerimiz yururken onuncu yil marsi calmaya basladi! O an kuzenim Hilal ve ben gozgoze gelip ''oha cus falan'' olmanin ne oldugunu ogrendik. Biz de iste o an oha cus falan olmustuk.

Fonda onuncu yil marsi calan rezil bir ''moda defilesi'' izledik. Moda dedikleri de igrenc disko topu gibi paril paril parlayan dugun abiyeleri! Herkes tabii bayildi yuruyen disko toplarina..

Bu moda defilesi diye bize sunduklari erkek cocugu icin sunnetliklerle sona erdi ve yeniden herkes kalkti dans etmeye, oynamaya basladi. Kizlar kudurmus, deli gibi oynuyorlar, halay cekiyorlar, hopluyorlar zipliyorlar. Bir ara kuzenim Hilal'le kalktik iki donduk, iki kivirdik. Dans ederken etrafimdaki kizlara bakiyorum ve aklima spor salonunda steps yapan kadinlar geliyor. Sanki ne kadar hizli ve cok hareket edersem o kadar cok yag eritirim dusuncesinde hepsi. Abartilmis farkli farkli figurlerle, cigliklar atarak, elleri havaya kaldirarak cilginca egleniyorlar ve ben de onlarin yaptiklarinin aynisini yapmaya cabaliyorum. Bir ara yanlarina sokulup ''sizi deli mi sikti?'' diye soracak oldum. Neyse diyorum ve caktirmadan millet nasil kiviriyor bakip kopya cekiyorum. Olmuyor onlarinki gibi ama olsun, ortama uymaya calistim en azindan ve annemi kirmamis oldum. Orda entel entel oturup halay hakkinda ''bu tur kollektif senkronize hareketlere adapte olamiyorum'' yorumu da yapabilirdim.

Aslinda itiraf etmem gereken bir sey var. Bu kizlar ve kadinlar dans ederken gercekten egleniyorlar. Suratlarinda bir mutluluk, sevinc, gercekten eglendikleri belli, yani benim gibi yapmacik yapmacik dans etmiyorlar. Iclerinden geldigi gibi hareket edip, kim ne der, ne dusunur diye dusunmuyorlar. Bu sekilde rahat olmalarini kiskanmiyorum degil hani. Ben iki kadeh bir sey icmeden hayatta dans edemem. Dans ederken iyice kasilirim, kim bakiyor diye oyle etrafima bakip dururum ve biriyle goz goze geldigimde aha bakiyorlar iste diye sacma bir heyecana kapilir daha da bir kasilirim. Tamam sevmiyorum sacma salak kizlarin deli sikmis gibi göt salladiklari, halay/kolbasti tur eglencelerini, hazzetmiyorum bu tur eglencelerden ama yine de bu kizlarin boyle relax olmalarini kiskanmiyor da degilim.

Bu kadinlar matinesinde elde edilen paralar yeni yapilacak olan camiye bagislanacakmis. Bunun icin caminin hocasi (erkek!) geldi ve bir konusma yapti. Konusmasinda bir din gorevlisine hic yakistiramadigim gondermeler yapti. Iftiraya ugradiklarindan ve arkasindan konusanlarin cehennemde yanacagindan falan bahsetti ve sonrasinda Allah rizasi icin camiye yardim yapmak isteyenlere seslendi. Cok gicik bir tonda o kadar kadinin arasinda tek erkek okuyup ufledikten sonra paralari alip gitti.

Neyse, sonunda bitti kabus gece.. Bol bol borekler corekler pastalar kaldi, cekilisler yapildi. Gecenin iyi yanlari da vardi tabii ki ve farkli bir tecrubeydi boyle ucube kilikli kadinlara dahil olmak.

Bu insanlarin bu sekilde eglendiklerini anliyorum ama fonda onuncu yil marsi calan absurd bir moda defilesi neyin nesiydi? Ve defileyi izlerken bu marsa ''Turk'uz, Cumhuriyetin gogsumuz tunc siperi. Turk'e durmak yarasmaz, Turk önde Turk ileri!'' diye katilan kadinlar neyin nesiydi? Hic anlayamadim. Hala saskinim.

woensdag 7 september 2011

Okul basliyor, yeni bir hayat basliyor.

Yarin okul basliyor. Kendimi yine cok tuhaf hissediyorum. Yine degisik bir his var, heyecan mi degil mi anlayamiyorum. Heyecan degil aslinda, daha degisik bir sey. Boyle heyecanla karismis korku, merak ve cok calismam gerekecegini bildigim icin beynimde kendi kendimi 'özledim okulu' gibi motive etme durumu falan var. Hic özlemedim aslinda ama olsun, özledim diyim ki beynim oyle dusunsun, oyle hareket etsin.

Uc aydir pek bir sey yapmiyorum, oyle evde kitap okuyorum, bir sevgilim olmadi, kendime bir manita bulim diye dertleniyorum anca. 
Tam alti yildir ayni okulda okudum. Alti yil suren orta okul ve Turkiye'deki lise olayinin karisimi gibi bir sey. Bu alti yilimi gecirdigim okulum bizim eve sadece 200 metre uzakliktaydi. Derslerim bos oldugunda hemen eve gelirdim. Alti yil boyunca, hic Kampen disina cikmadim, ama yarin her sey degisiyor gibi.

Image Hosted by ImageShack.us

Yukardaki fotograf sirin Kampen'imizin fotografi.

Kampen'i hic anlatmadim size ama burasi gercekten ufacik bir köy. Artik kasaba bile diyemiyorum, cunku dun tesadufen internette bir sozlukte Hollanda'nin Utrecht sehri hakkinda yazilanlari okudum. Biri ''kucuk huzurlu bir sehircik'' diye bahsetmis, oteki ''sirin, sakin ve minik bir ogrenci sehri'' demis, digeri ''universitesi meshur, cogunlugun ogrenci oldugu bir egitim merkezi'' diye yorumlamis, oysa Utrecht Hollanda'nin en buyuk sehirlerinden bir tanesi ve benim icin, bir Kampen'da dogmus yetismis biri icin, asiri buyuk ve kalabalik bir sehir. Ben acikcasi Utrecht'e gittigimde hic bir sakinlik falan goremiyorum. O yorumlari okudugumda anladim ki, ben yillardir bu Kampen koyunde hic bir sey gormemisim. Acaba Utrecht hakkinda bu yorumlari yapan insanlar bizim Kampen'a gelseler ne dusunurler? Utrecht'e sakin diyebiliyorlarsa, bizim sirin Kampen'a ne derler acaba? ''Burda yasanir mi beee, gormemis insanlar bunlar'' der kucumserler bizi herhalde. Bir an gercekten kendimi gormemis, duymamis, kucumsenen bir koylu gibi hissettim, oyleyim de galiba. 

Neyse ki bundan sonra oyle 200 metre uzaklikta olan bir okulum yok, gunluk trenle otobusle yolculuk yapmak var. Bundan sonraki hayatim cok daha farkli olacak, yani bugunden sonra. 
Yarin sanki bambaska bir hayata, hayatimda yeni bir doneme basliyormusum gibi bir his var. Umarim her sey cok guzel olur. Yeni okul, yeni sehir, yeni hocalar, yeni arkadaslar, yeni bir ortam, yepyeni bir hayat yarin beni bekliyor.

Ve yeni manitalar insaallaaaaahh diyelim o zaman.

maandag 29 augustus 2011

Hepinizin bayrami cocuklugunuzdaki gibi olsun!

Ve son iftarimizi yaptik..

Zaman ne kadar da cabuk geciyor. Daha gecenlerde Ramazan ayi yaklasti falan diyordum. Hic anlamadan nasil cabuk bitti.

Yarin seker bayrami! Kucuklugumden beri en cok sevdigim bayram seker bayrami. Tabii sebebi sekerler, hediyeler, harcliklar ve bayramin cocuklara verdigi o anlatamayacagim heyecan. Her cocuk bayramlari cok sever, ama benim bayram sevgim bir baskaydi. Koskoca bir Ramazan ayi boyunca sabirsizlikla seker bayramini beklerdik abimle. Bir ay ne kadar uzun surerdi o zamanlar, simdi hemen geciyor. Turkiye’de yasayanlarin bahsettigi ''eski bayramlar''i bilmem ama bizim bayramlarimiz gercekten de bir baskaydi. Bizde de var yani her bayram eski bayramlari anma toreni. Bu eski bayramlar aslinda cocuklukta yasanmis bayramlardir. Herkes cocuklugundaki bayramlari ozler ya da belki de cocuklugumuzu ozluyoruz, cocuk olmayi ozluyoruz.

Kucukken sadece haftasonlari oruc tutardim, daha fazlasina annem izin vermezdi ama biz abimle her gece yatarken sansimizi yine de denerdik, n’olur n’olmaz, belki annem bu sefer izin verir ya da bikar bizim israrlarimizdan. ''Anne n’oluur, tutalim yarin, bi’ sey olmaz ki, dayanabiliyoruz biz, ogretmen de kizmiyor, n’oluur bizi sahura kaldir'' der her gece yatarken annemin beynini yerdik. Yazik kadincagiz her aksam yatarken ayni seyleri demekten bikardi. O da bizim iyiligimi, gelisimimizi dusunuyor. Bir de kucukken sahura kalkmadan oruc tutulamadigini zannederdim. Eger bilseydim sahursuz da oruc tutulabilecegini kesin annemden gizli gizli orucumu tutardim.

Bayramdan bir hafta once hazirlardim bayramliklarimi. Koyardim yatagimin uzerine, her aksam kac gece kaldi abimle sayardik. Arefe gunu geldiginde, aksam olunca annem bizi iyice yikardi. Arefe aksami kuslar bile suya girip cikarmis der annem hep. O yuzden birazdan ben de yikanacam iyice, cunku yarin bayram, kuslar bile suya girip cikiyor bu gece!

Bu Ramazan ayi cok huzurlu gecti. Anlatamayacagim bir huzur icindeydim. Aslinda cok kotu seyler yasadim bir ay boyunca, ama yine de bir huzur, tuhaf bir mutluluk icindeydim. Iftar vakti yaklastiginda oturup babamin bilgisayarindan okunacak ezani bekledik her aksam. Boyle tuhaf bir heyecan, ezan okunacak falan. Ezan sesi.. Bir bilgisayardan da olsa, ezan ezandir. Ramazan ayi boyunca her orucumu actigimda gozlerim doldu, aglayarak yedim yemegimi. Bittiginde duami ederken aglayarak ettim duami. Neden agladigimi tahmin edebilirsiniz. Hem kotu gunler gecirdim, hem Ramazan ayinin verdigi tuhaf bir huzurun icindeydim.  Anlatamayacagim tuhaf hisler icinde bir Ramazan ayi daha sona erdi.

Bugun bayram, erken kalkin cocuklar! Giyelim en guzel giysileri, elimizde taze kir cicekleri, uzmeyelim bugun annemizi! diyim ben o zaman her bayram dedigim gibi. Herkese iyi bayramlar diliyorum! Hepinizin bayrami kutlu olsun! Hepinizin bayrami cocuklugunuzdaki gibi olsun!


Image Hosted by ImageShack.us

zaterdag 23 juli 2011

Kitap okuma aliskanligi

Image Hosted by ImageShack.us

Benim bir kardesim var (fotograftaki cocuk). On iki yasinda haylaz bir cocuk. Annem ve babam calistiklari icin pek fazla kardesimin bazi guzel aliskanliklari edinmesi icin ilgilenemiyorlar. Ornegin kitap okuma aliskanligi. Asaga yukari alti ay once basladim bu ise, kitap bagimlisi etme isine. Bizim ailede pek kitap okuyan yok, yani ben varim, baska.. hmm.. yok. Alti ay once, dedim bu cocuga bi abla olarak bi sey ogretemedin, bari boyle guzel bir aliskanlik edindir. Karar verdim ve cok salakca basladim bu ise. Cocuga durmadan kizdim bagirdim cagirdim. Tabii cocuk ters tepki verdi, kitaplardan sogudu. Sonra daha farkli methodlarla bu isi yapmam gerektigini anladim. Gec degildi, hala basarabilirdim. Kitaplari sevdirmem gerek diye dusundum, yavas yavas baslamam gerektigini anladim, oyle bir cocuk bir ayda kitap kurdu falan olamaz, bunu anladim.

Onunla birlikte kutuphaneye gittik, guzel bir kitap sectik. Kutuphanede biraz gezdirdim onu, biraz kitap gorsun, koklasin, kokuyu icine ceksin istedim. Amacim belli, cocugu kitaplara bagimli edecegim, kitapsiz kalamiyacak, bir uyusturucu bagimlisi gibi kitap bagimlisi olacak ve kitapsiz yasayamiyacak. Bir bagimli gibi kitapsiz kaldigi an kafayi yiyecek, titremeye baslayacak, oraya buraya saldiracak :P.

Olaya yavas yavas basladim, sakin bir sekilde, kizmadan, sinirlenmeden. Verdim kitabi, ben de kendi kitabimi aldim. Her aksam yatmadan once onunla birlikte okudum. Yaninda yattim yatakta, o kendi kitabini okudu, ben kendi kitabimi. Ilk gunlerde ‘’uff abla yaa’’ falandi, sonra kesti bunu. Ben de yaninda olup okudugum icin, kendini yalniz hissetmedi. Bence bu cok onemliydi, eger yaninda yatip okumasaydim kendi kitabimi, gormeseydi beni oyle okurken, o da okumazdi.

Gunlerce boyle devam ettik, sonra ben azalttim bu yaninda yatip kitap okuma olayini. Her aksam yatarken kendi okumaya basladi. Okudugu sayfalari her aksam sayiyorduk. Bu sayfalar cogalmaya basladi, ama yavas yavas. Yani her ay bir sayfa fazla okuttum. Sonunda bu kitap okumayi bir aliskanlik haline getirdim, getirdim ama hala bunu ben istedigim icin yapiyor. Yani daha cok isim var. Artik her aksam kitap okuyor ama bunu zorunluymus gibi yapiyor. Gelip bana kac sayfa okudugunu gostermesi gerekiyormus gibi. Bunun degismesi icin de elimden geleni yapicam. Alti ayda bunlari basardim, bakalim bir alti ay sonra Velicik gercekten kitap okumayi sevecek mi. Aslinda yavas yavas sevmeye basladi, hissediyorum bunu. Gecen gun kendi soyledi bir kitaba baslarken cok sikici oldugunu ama sonra cok guzel oldugunu falan.

Ha bir de, kucuk kucuk sozler veriyorum kardesime. Iki kitap bitirirsen senle Italyan dondurmacisina gidecegiz falan gibi. Bugun gittik beraber, cunku dun bir kitap bitirdi. Bugun dondurmayi yiyisini gorunce icimden dedim ‘’belki de hersey bu dondurma icindi, sevdigi falan yok kitap okumayi’’. Umarim oyle degildir ya. Hersey bosa gitsin istemiyorum.. Pf, neyse positif dusuneliim!

Hayatta fazla bir sey basaramadim, ama bunu basaracam! Gorursunuz!

vrijdag 22 juli 2011

Maksi etekler

Bu aralar bi uzun etek takintim var, sormayin gitsin. Her gordugum maksi etege asik oluyorum resmen. Cok seviyorum ya uzun etekleri ve elbiseleri. En cok sevdiklerim uzun tutu tarzi ve cicek desenliler. Bu yaz kesinlikle herkeste bulunmasi gereken bir etek. Bir de incecik kumasli olacak oh serin serin olur yazin sicaginda. Tabi ben butun yaz Hollanda'dayim, zaten serin olacak benim icin ama siz Turkiye'de yasayanlar, benim yerime de bol bol giyin olur mu? :(

Lookbook'ta gezinirken, baktim da hype'ladigim look'lara, cogu maksi etekli. Begendiklerimi sizlerle paylasmak istedim..


Bu etegin rengini cok goreceksiniz, harika bir renk. Zaten gecen sene tirnaklarimizi hep bu renk yaptik, simdi de eteklerimiz bu renk olacak. 

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us


Bu kizin cantasina asigim resmen. (sarisi da cok guzel oluyor bunlarin)

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us